ormanda büyüyen adam azgını,
çarşıda pazarda insan beğenmez.
(u: medrese kaçkını, softa bozgunu,
selâm vermek için kesân (hiç kimseyi beğenmez!))
Âlemi ta’neder (herkesi kınar) yanına varsan,
seni yanıltır bir mesele sorsan,
bir cim (‘c’ harfi) çıkmaz eğer karnını yarsan,
camiye gelir de erkân beğenmez!
ilin kapısında kul kardeş olan,
burnu sümüklü hem gözü yaş olan,
bayramdan bayrama bir tıraş olan,
berbere gelir de dükkân beğenmez!
dağlarda bayırda gezen bir yörük,
kim tımarlı sipah (asker) kimi serbölük (kumandan),
bir elife (alfabenin ilk harfine) dili dönmeyen hödük,
şehristâna (büyük şehire) gelir, ezan beğenmez!
yaz olunca yayla yayla göçenler,
topuz korkusundan şehre kaçanlar,
meşe yaprağını kıyıp içenler,
rumeli bohçası duhan (iyi cins rumeli tütününü) beğenmez!
bir çubuğu (sigara ağızlığı) vardır gayet küçücek (ufacık),
zu’m-ı fâsidince (bozuk inancıyla) keyif sürecek.
kırık çanağı yok ayran içecek,
kahvede fağfûrî (porselen) fincan beğenmez!
aslında neslinde giymemiş hâre (renkli kumaş),
iş gelmez elinden gitmez bir kâre (çalışmaya),
sandığı gömleksiz duran mekkâre (düzenbaz),
bedestene (kumaş çarşısına) gelir, kaftan beğenmez!
kazak abdal söyler bu türlü sözü,
yoğurt ayran ile hallolmuş özü.
köyden şehre gelen bir köylü kızı,
inci, yakut ister; mercan beğenmez!”