içimizden geçtiği halde konuşmak için yerin ve zamanın müsait olmasını bekledikten sonra ortamın müsait olduğu sırada genelde başkası tarafından "çıkar ağzından (dilinin altından) baklayı" denir.
deyimin hikayesi şöyle:
küfürbaz bir adam bir dervişin yanına giderek "ben artık değiştim, senin yanında kalıp ben de derviş olmak istiyorum.." der. derviş te adamın huyunu bildiği halde kabul eder ama bir şartı vardır. adama bir avuç bakla verir ve bunları süreli ağzında tutması gerektiğini söyler. böylece küfürbaz adam ağzı dolu olduğu için küfür edemez. bizim derviş bu adamı yanından ayırmaz. bir gün sokaktan geçerken bir pencere önünde küçük bir kız çocuğu derviş efendi biraz durur musun der ve içeri girer. derviş tabi diyip beklemeye başlar. çocuk ikinci defa gelir biraz daha bekler misin der ve tekrar içeri girer bu sırada yağmur yağmaktadır. derviş ve yanındaki küfürbaz sırılsıklam olmuşlardır. ancak dervişlik adabınca beklemeleri gerekmektedir. çocuk üçüncü defa pencereye çıakr ve derviş efendi gidebilirsiniz, der. derviş, be kızım bişey yoksa neden bizi bu yapmurda tuttun ? efendim der, tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk, yumurtaları tavuğun altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur, horoz çıkarmış. annem de sizi görünce yumurtaları koymak istedi.
münasebetsizliğe sinirlenen derviş yanındaki adama dönerek: "ulan derviş çıkar ağzından baklayı" demiş.